Dijital Hizmet Vergisi – “Madde5 – Verginin matrahı, oranı ve hesabı”

İLK METİN – (İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Teklifi)

KOMİSYONUN TEKLİF ETTİĞİ METİN

MECLİS GÖRÜŞMELERİ

“Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
27. Dönem 3. Yasama Yılı
18. Birleşim14 Kasım 2019 Perşembe

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, 5’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Oya Ersoy Mahmut Toğrul Mehmet Ruştu Tiryaki

İstanbul Gaziantep Batman

Nuran İmir Meral Danış Beştaş

Irmak Siirt

Serpil Kemalbay Pekgözegü

İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Şırnak Milletvekili Nuran İmir konuşacaktır.

Buyurun Sayın İmir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

NURAN İMİR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Partim adına 5’inci madde hakkında söz almış bulunmaktayım.

AKP’nin, sermayenin maliyetlerini toplumsallaştırma politikasının en somut örneğini vergi politikalarından okumak mümkündür. Bu vicdansız vergi politikalarına karşı yapılması gereken ise çok açıktır. Kapsamlı bir vergi reformunun gerçekleştirilmesi ve bu temelde başta gelir ve servet vergisi olmak üzere tüm vergi alanı radikal bir biçimde yeniden dizayn edilmelidir. Bu değişimin temel amacı ise az kazanandan az, çok kazanandan çok vergilendirme olmalıdır. Önemli olan bu ilkeyle gelirin ve servetin vergilendirilmesidir. Vergi adaleti ancak bu türden radikal değişimle mümkün olabilir.

Tabii, hiçbir politikanızda adalet olmadığı gibi vergi sisteminde de bir adaletiniz yoktur maalesef çünkü iktidarınızın adalet gibi bir derdi yoktur. Bütün politikalarınız ülkede toplumsal bir travmaya dönüşmüş bulunmaktadır. Şunu artık hepimiz kavramalıyız: Artan vergiler, işsizlik ve ekonomik krizin gün gittikçe derinleşmesinin tek sebebi, içeride ve dışarıda uygulanan savaş ve baskı politikalarıdır. Türkiye’de baskı, sömürü ve şiddet sonuna kadar uygulanmakta ve farklı seslerin yükselmesi tamamıyla engellenmeye çalışılmaktadır. Öyle ki toplumsal muhalif kesimler, özellikle HDP ve HDP’yle bir bağı olanlar terörist ilan edilmekte, gözaltı ve tutuklama uygulamalarına maruz bırakılmaktadır. Fakat halklarımız, savaş politikasının zehirli sonuçlarının bilincinde olduğu için, gelişen bu sonuçlara da tepkilerini dile getiriyor ve getirmeye de devam edeceklerdir. Çünkü savaşın yürütüldüğü bütün alanlarda ölenler mazlum halkların çocuklarıdır. Savaşın sonuçları sadece ölüm getirmiyor, aynı zamanda, savaşa ve iktidara biat etmeyen tüm muhalif kesimlerin toplumsal hakları bir bir ellerinden alınıyor; havaları, suları zehirleniyor; ormanları, tarım alanları, tarihî eserleri yok ediliyor; yerinden ve yurdundan göç ettiriliyor.

Değerli milletvekilleri, 2014 seçimlerinden sonra bir politika hâline getirilen ve hukuksuz bir şekilde uygulanan kayyum politikasıyla milyonlarca insanın iradesi gasbediliyor. Bu duruma karşı gelişen direnç ise daha fazla baskıyı beraberinde getirmiştir. Tutuklamalar ve illegalize etme politikaları da iradesizleştirme çabalarının devamı olarak devreye konulmuştur. Savaş derinleştikçe başta bizim partimiz olmak üzere, muhalefete olan baskılar aynı oranda da artmış bulunmaktadır. Dünya mücadelemizden feyz alırken ve eş başkanlık sistemimizi model olarak önlerine koyarken, AKP iktidarı bizden korkuyor ve irademize siyasi darbe yapıyor. Bu yetmiyor, korkularıyla her şeyi yasaklıyor, bizlere

50


saldırıyor ve saldırdıkça suç işliyor. Mekanik bir suç işleme makinesine dönüşmüş durumdadır var olan iktidar.

Amed, Van, Mardin, Hakkâri, Cizre ve dün itibarıyla da Yenişehir, Hazro, İdil ve Akpazar belediye eş başkanlarımız görevlerinden alınarak yerlerine kayyum atanmıştır. Bugün itibarıyla 20 belediyemize yani Kürt halkının iradesine kayyum atanmış bulunmaktadır. Kayyum atamakla yetinmeyen iktidar, bu iradeyi gasbetmeye çalışmakla yetinmeyen iktidar, 8’i kadın toplam 14 belediye eş başkanımızı tutuklamış ve hukuksuz bir şekilde, âdeta ailelerini de cezalandırırcasına binlerce kilometre uzaktaki kentlere sürgün etmiştir. Görevlerine ilişkin, kamuyu zarara uğratma konusunda en küçük bir hukuksuzluğa müsaade etmeyen eş başkanlarımız; aksine, bir önceki dönemde atanan kayyumların belediyeleri nasıl yağmaladıklarına, zevküsefa içerisinde yaşadıklarına 31 Marttan sonra bütün ülke tanık olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın İmir, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

NURAN İMİR (Devamla) – Yerel yönetimlerde eş Başkanlık sistemini uygulayan tek parti biziz. Bu sistemin amacı toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaktır. Kürtlerin ve kadınların yönetime gelmesini neden hazmedemiyorsunuz? Ama tabii, size göre Kürtler ve kadınlar yönetemez. Ne Kürtleri yok edebilirsiniz ne kadınları yok edebilirsiniz. Sizin sorununuz “Bizden başka kimse yönetemez.” politikasıdır ama sizden çok daha iyi yönetecek olanlar var, onlar da bizleriz. Musa Anter’in dediği gibi “Biz Kürtler, Türklerle et ile tırnak gibiyiz ancak tırnak hep biz Kürtler olduk. Biraz uzadığımızda kesiyorlar.” Oysaki gurur duyulması gereken eş başkanlık sistemi mevcut iktidar tarafından illegalize edilmek isteniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Artık uzatamıyorum Sayın İmir.

NURAN İMİR (Devamla) – Mümkünse…

BAŞKAN – Mümkün değil, hep söyledim.

NURAN İMİR (Devamla) – Ama her arkadaşta iki sefer, üç sefer uzattınız.

BAŞKAN – Uzatmadım, sadece bir kere uzattım Sayın İmir.

Açayım bir kez daha ve lütfen selamlayın.

NURAN İMİR (Devamla) – Bir kez daha belirtmek istiyoruz ki: Eş başkanlık bizim mor çizgimizdir. Bu kazanımlar, yıllarca kadınların mücadele ederek kazandığı ve güvence altına aldığı kazanımlarımızdır. Her alanda kazanımlarımıza karşı demokratik haklarımızı savunurken polisleri kalkan yapıp kadınlara ve halklara karşı zırh gücüyle saldırtanlar bilmelidir ki bizim sesimiz, bizim nefesimiz, bizim direnişimiz ve bizim zılgıtımız sizin kaba gücünüzden daha büyüktür, daha güçlüdür.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İmir.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, burada, yüce Meclisin çatısı altında, özellikle konuşan sayın hatibin bağlı bulunduğu partinin, mensubu olduğu partinin milletvekillerinin genelde konuşmalarında devamlı surette Türkiye’de sanki bir Türk-Kürt çatışması varmış gibi, toplumumuzda ve devletimizde sistematik olarak bir insan sadece ve sadece Kürt kökenli olduğu için, bu bölgede dünyaya geldiği için sanki öteleniyor, aşağılanıyor ve yok sayılıyor gibi bir muamele varmış gibi konuşmaların yapılması çok dikkat çekicidir.

NURAN İMİR (Şırnak) – Aşağılanma çok oluyor.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu, sistematik bir çalışmadır. Bu bir sistematik propaganda çalışmasıdır.

NURAN İMİR (Şırnak) – Kanıtlasınlar. 20 tane belediye eş başkanı Kürt’tür.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Burada gerçeklerin böyle olmadığını o bölgede yaşayan bizzat Kürt kardeşlerimiz de çok iyi bilmektedir. Mesele, sizin terör yoluyla bu bölgede yapılan büyük katliamların, yaşanılan acıların, yapılan haksızlıkların, o bölgenin insanının eğitimsiz, öğretimsiz, cahil bırakılmasına yönelik olarak terör örgütünün yapmış olduğu çalışmaların üstünü örtme gayretinden başka bir şey değildir.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Doğmadığınız bölge hakkında konuşmayın, yaşamadığınız bölge hakkında konuşmayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu konu Türk milleti tarafından gayet iyi

51


bilinmektedir. Bu yüce Mecliste bulunan herkes de bunun farkındadır.

Türkiye’de şimdi kim diyebilir ki etle tırnak derken birisi tırnağın kim olduğu konusunda bir fikir yürütmüş olsun. Öyle bir şey yok, etle tırnakla bahsedilmeye çalışılan gayet samimi bir düşünce, samimi bir duygunun izharıdır. Başka birtakım benzetmelerle de bunu ifade edebiliriz ama şurası kesin ki biz bu memleketi beraber kurduk, bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin mevcut üniter yapısına…

NURAN İMİR (Şırnak) – Ben bir gazi kızıyım, ne dediğimizi çok iyi biliyoruz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Gazi kızı olmak bu memleket aleyhine propaganda yapma hakkını kimseye vermez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Gazi kızı olmak babasının verdiği mücadeleye yakışır bir konuşma yapmayı gerektirir, bunu biz kabul etmiyoruz.

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu noktada şu an Türkiye’de ve dünyada yürütülmeye çalışılan sanki Türkiye ve Türk devleti…

NURAN İMİR (Şırnak) – Bu ülkeyi bölen bunların kendisidir.

BAŞKAN – Sayın İmir…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …Kürt kökenli kardeşlerimize karşı özel bir politika, özel bir baskı uyguluyormuş gibi göstermeye çalışmayı kabul etmiyoruz.

Belediyelerde sizlerin partililerinizin başına gelen şeyler nedir, herkes çok iyi biliyor. Sizler PKK’lıların anıt mezarlarını, âdeta şehitliklerini yapmaya çalıştınız, o Türkiye Cumhuriyeti devletinin aleyhine mücadele eden ve birçok masum insanın canına kıyanları kutsadınız, başınızın tepesine koydunuz. O muamelelerinizin bedelini ödüyorsunuz şu an. PKK’lıların karşısında hazır ola geçenlerin kalkıp da burada Türk milleti, Türkiye önünde sanki haksızlığa uğruyormuş gibi bir muamele içerisinde burada konuşuyor olmasını kesinlikle ve kesinlikle kabul etmiyoruz.

Şunu da söyleyeyim. Kayyumların yaptığı birtakım hatalar varsa hukuk önünde hesap versinler ve vermelidirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayalım Sayın Bülbül, lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Devletimiz bu noktada gereken muamele neyse yargı ve idari olarak da gereken neyse sonuna kadar yapılmalıdır. Bu noktada en ufak bir tereddüt yoktur ama o belediyelerin önceki hâlini de bu cümle âlem, bu memleket, bu Türkiye biliyor.

NURAN İMİR (Şırnak) – Kayyumlar 5 milyar 700 milyon borç bıraktı.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Buralarda belediyelerin borçlar içerisinde PKK’ya nasıl yardım, yataklık yapıldığını da hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti devletini ve Türk milletini kandıramazsınız.

Teşekkür ederim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli vekiller, yani tabii, çok ağır suçlamaların olduğu bir konuşma, hepsine cevap vermek istemiyorum; suçlamaların bir kısmı çok mesnetsiz suçlamalar fakat bazı konulara özellikle değinmek istiyorum.

Birincisi, biz burada, 31 Mart seçimlerinde seçilmiş olan belediye başkanlarıyla ilgili bir tartışma yapıyoruz. Bu tartışmayı yaparken bu belediye başkanlarının İçişleri Bakanlığının kararıyla ve iktidarın onayıyla hukuksuz bir şekilde görevlerinden uzaklaştırıldıklarını anlatıyoruz ve diyoruz ki: “Bakın, yasa var, Anayasa var, bunlara uygun olarak davranılmıyor, halkın iradesi gasbediliyor.” Ya insanlar, orada milyonlarca insan gitmiş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – …31 Martta oy vermiş ve kendisini yönetmesi için belediye başkanlarını, belediye meclisi üyelerini, il meclisi üyelerini seçmiş. Bu seçtiklerini siz siyasi olarak beğenmeyebilirsiniz, siz siyasi olarak eleştirebilirsiniz, sert de eleştirebilirsiniz ama insanlar seçimi önemli görmüşler, bunun demokratik bir adım olduğunu düşünmüşler ve gidip oylarını kullanmışlar, iradelerini belli etmişler “Bu kişiler bizi yönetsin.” demişler. Üstelik de Yüksek Seçim Kurulu bunların hiçbir tanesine seçime girmeleri konusunda hiçbir engel çıkarmamış, hepsi hukuken uygun koşullarda olduğu için seçime aday olmuşlar ve seçilmişler. Şimdi, birisi oturmuş bir mühendislik yapıyor, bunu da üstelik ilan etmiş; ilan etmiş, biz burada söyledik. Bakın tekrar hatırlatayım size, İçişleri

52


Bakanı 31 Mart seçimlerinden sonra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın lütfen Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – “Yahu biz beş sene daha kayyum politikasını devam ettirelim, ortada ne HDP yönetimi kalır ne HDP kalır.” dedi, ilan etti bunu. Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı 31 Mart seçimlerinden önce alanlarda orada yeniden kayyum politikalarının uygulanacağını ilan etti. Yani bunların hepsi taammüden yapılmış usulsüzlükler ve -hukuksuzluklardan bahsediyoruz- planmışsınız. İnsanların iradelerinin yok sayılması ve gasbedilmesi için, açıkça çalınması için planlanmış bir darbeden söz ediyoruz. Bunun nesini savunuyorsunuz Allah aşkına? Siz de seçilmiş gelmişsiniz buraya, “Sandık önemlidir.” demişsiniz. Niye orada oy veren insanların oyları değersiz? Şimdi, bu sorunun cevabını vermeniz gerekiyor, bu sorunun cevabını vermiyorsunuz ve olmadık şeylere başvuruyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yok ortada bir şey “Soruşturma var.” deyip insanlar görevlerinden alınıyorlar. Sahte bir sürü gizli tanık icat ediyorsunuz, o gizli tanıklarla olmadık, mesnetsiz iddialarda bulunuyorsunuz, sonra bunun arkasına geçiyorsunuz; yapmayın, böyle. Bakın, biz hep söyledik. Eğer bu insanlar bir yolsuzluk, bir usulsüzlük yaptılarsa böyle bir tane mahkeme kararı yok, gösteremiyorsunuz. Bir tek mahkeme kararı yok ya, bir tane açılmış mahkeme yok sizin iddianıza dair. Yani orada usulsüzlük yapıldığına harcama açısından, yolsuzluk yapıldığına dair bir tek hüküm yok “varsa böyle bir hüküm” diyoruz, bakın, boynunuz kıldan incedir, o zaman biz de bunu savunuruz ama yok ortada böyle bir şey.

Şimdi, insanların hakkı gasbediliyor, seçim hakkı gasbediliyor, seçilme hakkı gasbediliyor, demokratik hakkı gasbediliyor; bundan bahsediyoruz. Biz bunu konuştuğumuz zaman niye böyle celalleniyorsunuz? Çünkü savunamıyorsunuz bunu, savunamıyorsunuz. Bunun savunulacak bir yanı yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – O yüzden, bakın, biz “Hukuka uygun davranılsın.” diyoruz, “Demokratik teamüllere uygun davranılsın.” diyoruz, “Uluslararası demokratik sözleşmelere uygun davranılsın.” diyoruz. Bunu da söylemeye devam edeceğiz, kusura bakmayın bunu söylediğimiz için. Bunu, bizim söylediğimiz, eleştirdiğimiz konuları yok sayıp başka konulara dalarak bu meselenin üstünden atlayamazsınız. Bunu demokratik siyaset açısından doğru bir tutum olarak görmeniz kendi bulunduğunuz pozisyonla çelişmeniz anlamına geliyor, bunu göz ardı etmeyin lütfen. Bunun için biz bu konuyu eleştirmeye ve tartışmaya devam edeceğiz. Lütfen bir kere siz de düşünün “Acaba doğru bir şey söylüyorlar mı?” diye bir değerlendirme yapın. Bunu söylüyoruz.

Teşekkür ederim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Polemiğe sebep olacak şekilde değil Başkanım…

BAŞKAN – Lütfen bir dakika süreyle yoksa bu tartışma daha da uzayacak.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Biz de girelim sisteme efendim.

BAŞKAN – Şimdi kanun teklifinin görüşmelerine devam edelim, yeri geldiğinde gene bu konularla ilgili görüşlerinizi belirtirsiniz.

Lütfen, Sayın Bülbül, kısaca…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi konuştuğunun zekâtına saysın, biz de birazcık konuşalım Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Yok, konuştunuz zaten, o da cevap verdi. Eğer böyle devam ederse karşılıklı ilerler konuşmalar.

Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, spesifik olarak her kayyum işlemiyle alakalı olarak bunu tartışabilirsiniz, bunu konuşabilirsiniz. Burada hukuki dayanak noktasında bunların hepsini konuşuruz, tartışırız fakat kayyum meselesi konuşulurken bunu sanki Kürt halkına reva görülen bir muamele kisvesi altında, böyle bir tanımlama altında…

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Tam da öyle, tam da öyle!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yahu, açıkça bütün konuşmalarda bunu yapıyorsunuz yani şimdi… (HDP sıralarından gürültüler)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Bize oy veren 6 milyon insanın hepsine siz “terörist” diyorsunuz.

53


BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir izin verelim.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Hepsine “terörist” diyorsunuz, halka diyorsunuz terörist.

BAŞKAN – İzin verelim.

Sözünüzü tamamlayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben polemik yaratmak için söylemiyorum bunu fakat bu önemli bir tespittir.

Hukuken kimsenin yolsuzluğu, usulsüzlüğüyle alakalı olarak değil, bu bölgede çok açık bir şekilde belediyelerde geçmişten bugüne yapılmış olan özellikle terör örgütüne yandaşlık kabul edilecek, terör propagandası kabul edilecek birçok faaliyetin…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Büyük bir yalan! Yok böyle bir şey ya!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bakınız…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Ya, yok böyle bir şey!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bakınız…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Tamamlayın siz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Nasıl tamamlayacağım?

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – AKP, MHP’yi görevlendirdi bu konuda. Sözcülük yapıyorsunuz iktidara.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, izin verelim Sayın Grup Başkan Vekili konuşmasını tamamlasın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, bu ifadeler bana ayrıca bir söz hakkı doğuracak ifadeler de şimdi bunun üzerinde çok fazla durmayalım fakat herkes o bölgede HDP belediyelerinin faaliyetinin ne olduğunu, daha çok hangi alanlara yöneldiğini…

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Neymiş?

NURAN İMİR (Şırnak) – Neymiş ya?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …hizmetten daha çok PKK terör örgütünün propagandasına yöneldiğini bütün cümle âlem biliyor, bizler bunu takip ediyoruz. Sizler hendek operasyonlarında, çukur operasyonlarında…

NURAN İMİR (Şırnak) – Kadına yönelik çalışıyor belediye, çocuğa yönelik çalışıyor, toplumun kalkınmasına yönelik çalışıyor; yandaşlarına çalışmıyor!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri….

Sayın Bülbül, tamamlayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …belediye hizmetlerini terör örgütüne peşkeş çekmiş olan belediyelerin temsilcileri olarak burada kalkıp da sanki bunlar halka hizmetten başka bir şey yapmazken bunlara bir anda devlet tarafından engel olunmuş gibi bir algı yaratmaya çalışmayın. Size engel olunmasının sebebi budur. İçişleri Bakanlığının bu noktada yetkisi vardır; İçişleri Bakanlığı, hukuka uygun olan yetkisini kullanmaktadır.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bülbül.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Emrinizdeki mahkemeler bile tutanak gösteremedi!

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.26

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

—–0—–

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

1. İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

5’inci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin 5’inci fıkrasının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mehmet Bekaroğlu İlhami Özcan Aygun Lale Karabıyık

İstanbul Tekirdağ Bursa

54


Bülent Kuşoğlu Alpay Antmen Cavit Arı

Ankara Mersin Antalya

Burhanettin Bulut Süleyman Bülbül Deniz Yavuzyılmaz

Adana Aydın Zonguldak

Turan Aydoğan

İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yavuzyılmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifi 2013 yılından itibaren özelleştirilen ve toplam 15 termik santralin çevre yatırımları ve filtre takılmasını iki buçuk yıl erteleyen, tüm Türkiye’yi zehirleyecek olan bir kanun teklifidir. Nerede bu termik santraller? Çanakkale’de, Şırnak’ta, Kahramanmaraş’ta, Karabük’te, Kütahya’da, Sivas’ta, Zonguldak’ta, Ankara’da, Muğla’da, Bursa’da ve tüm çevre illerini etkileyecek, tüm Türkiye’yi bir gaz odasına kapatacak olan bir madde. Bu termik santraller altı yıldır çevre yatırımlarını yapmadılar. Yapmadılar da ne oldu? Yapmadılar da bu oldu… En garabet yerlerden bir tanesi Zonguldak, Zonguldak ÇATES. Bakın, yirmi dört saat, her dakika Zonguldak böyle.

Termik santrallerin yer yüzey sıcaklık haritaları, bakın kırmızıyla gösterilen yerler. Sadece bu bölgede ÇATES’in termik santrali de yok, aynı zamanda Eren Holdingin de termik santrali var. Kırmızıyla görülen yerler yer yüzey sıcaklığının sınırları aştığını gösteriyor. Evet, fotoğrafa Zonguldak’ı zehirleyen ÇATES termik santraliyle baktığınızda bunu görüyorsunuz. Ancak fotoğrafın bütününe baktığınızdaysa 1,5 kilometrekarelik alanın içinde 7 adet termik santral ünitesi var. Tüm bunların hepsi maalesef Zonguldak’ta çocuk onkoloji bölümü açılmasına sebep oluyor.

Belgeleriyle, fotoğraflarıyla gösterdim, bilimsel olarak bu zararı ispat ediyoruz, neyle? Bu raporla. Ne bu rapor, kim hazırlamış? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Zonguldak ili Kilimli ilçesi Çatalağzı beldesi Hava Kirliliği Analiz Raporu. Ne zaman hazırlamış? Mayıs 2018. Ne diyor rapor? Rapor sonuç kısmında diyor ki: “4 noktada ölçüm yaptık, 3’ünde yüzde 50’nin üzerinde insan sağlığını etkileyen, insanların solunum sistemlerini felç edecek olan sonuçlar, bulgular elde ettik. Kalan 1 ölçüm noktasında da yüzde 87 üzerinde.” Tüm bu verilerin de filtre edilerek böyle düşürüldüğünü de ayrıca ifade etmek istiyorum. Ne yapmalıyız? Bir elektrik mühendisi olarak söylüyorum: Filtre etmeliyiz, filtre sistemi kurmalıyız. Nedir filtre sistemi? Bakın, filtre sistemi de budur. Burada gördüğünüz gaz ve duman bu filtre sisteminin içine girer, kükürtdioksit, azotdioksit ve elektrostatik çökerticiyle birlikte çökertilir, bu kadar basit, bu kadar basit bir sistem. Kim yapacak bu sistemi? Bir KİT olan, aynı zamanda devlet kuruluşu olan TEMSAN yapacak. Ona biraz yatırım yapacaksınız -TEMSAN zaten buna benzer üretimler yapıyor- bu filtreleri yerli ve millî olarak üreteceksiniz. Peki, çözüm nedir? Çözüm enterkonnekte sistemdir. Enterkonnekte sistem nedir? Bakın, Türkiye’deki Türkiye iletim sistemi haritası bu, bu elimde gördüğünüz de elektrik üreten santraller, bütün santraller. Ne yapıyoruz? Bu ikisini üst üst koyuyoruz ve Türkiye’de mevcut 2018 yılı verilerine göre toplam santrallerin, termik santrallerin kapasite olarak kullanımı yüzde 68. Bu 15 tane santrali 31 Aralık 2019 yılında durdurduğumuzda, filtrelerini yapmak üzere durdurduğumuzda arada ihtiyacımız olan enerjiyi kalan santrallerin yüzde 78’den kapasitelerini yüzde 88’e çıkararak, aynı zamanda da barajlardan gelen kapasite kullanımını yüzde 22’den 35’e çıkararak çözmüş oluyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yavuzyılmaz, sözlerinizi tamamlayın.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Yani çözüm bu kadar basit ama bu enterkonnekte sistemi liyakatli mühendislerle birlikte çalıştırmak mümkün. Eğer bunu da beceremezseniz 31 Mart 2015’teki gibi Türkiye’yi karanlığa gömersiniz. O nedenle hem Zonguldak halkı olarak hem bu termik santrallerin zehirlediği şehirlerin ve çevre illerin de vatandaşları olarak tüm partileri hepimizi gaz odasına sokacak bu teklifi geri çekmeye davet ediyorum, vicdanlı olmaya davet ediyorum.

Bu konunun çözülmesi için bilimsel olarak bir çözüm yolu vardır, birden çok yolu vardır; bu doğrultuda da bizimle, Cumhuriyet Halk Partisiyle de istişare ederseniz teknik olarak da bilgiler vermeye her zaman hazırız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yavuzyılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

55


Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin (3) üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

“(3) Dijital hizmet vergisi oranı %4’tür.”

Dursun Müsavat Dervişoğlu Orhan Çakırlar Ümit Beyaz

İzmir Edirne İstanbul

Mehmet Metanet Çulhaoğlu Bedri Yaşar Aydın Aydan Sezgin

Adana Samsun Aydın

İsmail Koncuk Aytun Çıray

Adana İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk konuşacaktır.

Buyurun Sayın Koncuk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında ağırlıklı olarak vergiyle ilgili bir kanunla karşı karşıyayız. Aslında vatandaşa temas etmek, insanların yaşamış olduğu geçim aczinden kurtulmasını sağlamak adına bu Mecliste adım atılmadığını üzülerek görüyoruz. Son zamanlarda çıkarılan bütün kanunları incelediğinizde büyük bir çoğunluğu paraya yönelik kanunlar. “Vergi toplanmasın mı?” Elbette toplansın ama hep alma üzerine dayalı bir devlet nizamı bizim millî kültürümüzle de, dinî anlayışımızla da bağdaşan bir durum değildir. Bu, yine, yeni bir vergi ihdas ediliyor. Firmalar vergi ödeyecekler. Peki, firmalar bu ödedikleri vergiyi kimden çıkaracaklar? Vatandaşın sırtına yükleyecekler. Yani firmadan vergi almıyorsunuz, aslında vatandaşa yeni bir gider kapısı açıyorsunuz, yeni bir yük getiriyorsunuz. Dolayısıyla, böyle bakmamız lazım. Peki, vatandaşa dokunmak adına bir şey yapılabilir mi? Çok şey yapılabilir ama maalesef AK PARTİ Grubu, ısrarla söylememize rağmen burada muhalefetin her söylediğini kulak ardı etme alışkanlığından kurtulamıyor.

Bakın, bugün benim yanıma engelli öğretmen adayları geldi, engelli; 2’si tekerlekli sandalyede -biri ulaştırma hizmetlerinden mezun olmuş, diğeri başka bölümden- diğerlerinin böbreği yok falan, bu tip engeller. Diyorlar ki: “Şu anda Millî Eğitim Bakanlığının engelli kontenjanı 5 bin yani Millî Eğitim Bakanlığı 5 bin engelli kişiyi istihdam edebilir. Biliyorsunuz, kurumların, devlet kurumlarının belli oranda engelli istihdam etmesi gerekiyor. Diğer kurumlarda oranlar nedir, şu anda ezberimde yok ama Millî Eğitim Bakanlığında açık 5 bin. Peki, başvuran engelli öğretmen sayısı kaç kişi? 1.200 kişi yani 1.200 engelli atanabilir, bu mümkün. Şimdi, engelliye bile sahip çıkmıyoruz yani sağlam insanları falan kaldırdık, bir köşeye attık da engelli insanlara sahip çıkmıyoruz. Bu, vicdanen de kabul edilebilecek bir durum değildir. Onun için, yarın Millî Eğitim bütçesinde de bunları ifade edeceğim Sayın Bakana. Bunu sizin de aklınızda kalması bakımından buradan ifade ediyorum. Engelli öğretmenlerimize, çalışma hayatına girmek isteyen engellilere kapı aralamak vicdan gereğidir. Yani bizim inançlarımız, anlayışımız, insan sevgimiz bize bunu emrediyor. Eğer biz gerçekten devlet yönetme iddiasında isek engelli vatandaşlarımıza sahip çıkmak gibi bir mecburiyetimizin olduğunu herhâlde her vicdan sahibi vatandaşımız, insanımız kabul eder.

Değerli milletvekilleri, on yedi sene ülkeyi yönettiniz, on yedi sene. Şimdi, başka şeyleri tartışıyoruz, işte, Amerika’da şöyle oldu, kayyumdu, vesaireydi filan, sürekli bunları tartışıyoruz. Yani vatandaşa bir cambaza bak oyunu oynanıyor, ben stratejinizi anlıyorum. İşsizliği çözememişsiniz, adil gelir dağılımını çözememişsiniz. Elbette birtakım değerler üzerinden vatandaşın oyunu tahvil etmeye yönelik bir strateji içerisinde olacaksınız. Ama bakın, bunu artık kimse yemiyor, bunu artık vatandaş da kabul etmiyor ve görüyor. Yani artık burada yapmanız gereken vatandaşımızın hangi şartlarda hayatını devam ettirmek zorunda kaldığını düşünmeniz. “Kahrol Amerika!” demeyle filan vatandaşı artık oyalamanızın mümkün olmadığını bilin. Çünkü artık deniz bitti, deniz bitti.

Burada şuna bakacağız: Türkiye’de on yedi sene sonunda, on yedi yıl bu devletin yönetiminde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlayayım.

BAŞKAN -Buyurun, tamamlayın Sayın Koncuk.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – On yedi yıl sonunda vatandaşımızın ekonomik tablosuna bakacağız. Anne baba olarak vatandaşlarımız görevini yapıyor mu, çocuğunun cebine harçlık koyabiliyor mu, üniversiteden zar zor mezun ettiği çocuğuna iş bulabiliyor mu? Buna

56


bakacağız. Siyasi iktidarı böyle değerlendireceğiz. Vatandaşımız bu noktaya gelmiştir. AK PARTİ eğer aklını başına almazsa, bakın, aklını başına almazsa, hani size dost acı söyler diyeceğim ama sizinle ne kadar dostum bilmiyorum, elbet de düşman da değiliz, rakibiz.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Dostuz.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Rakibiz, rakibiz; şahsi dostluğumuz vardır kıymetli kardeşim, o ayrı mesele.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Eyvallah.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Ama size tavsiyemiz şu: Vatandaşa dokunun kardeşim, gençlere dokunun. Gençler yok oluyor, gençler umudunu yitirmek üzere, yitirmiş durumda. Onun için, inşallah vatandaşa dokunan kanunları da burada görmek hepimize nasip olsun diyorum.

Saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Koncuk.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.08

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

—–0—–

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi üzerinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 5’inci madde kabul edilmiştir.

DİJİTAL HİZMET VERGİSİ KANUNU